Sanatsal Bakış: Kutsal kent; VARANASI
Tarih: 07.10.2007 Saat: 06:11

Ağustos 2007 Sayısı

Işık, cehaletin karanlığını yok eden bilgeliğin simgesidir

Günah yalnız yıkanarak  ya da dua ederek silinemez, bu ancak  ışık yani bilgelikle mümkün olur. Bu nedenle, ışıldayan kent Varanasi,"sonsuz bilgeligin'' kenti olarak adlandırılır.

Hindistan'ın  diger şehirleri  Mumbai, Delhi ya da Kolkata kadar büyük olmasa da, neredeyse hiçbir modern yapısı bulunmayan, ana yolları  bile dar ve tozlu ama son derece kalabalık bir kent  olan Varanasi o kadar kutsal ve önemlidir ki, Hinduların 'Mekke'si diye adlandırılabilir. Bu kadar özel olmasının nedeni  kutsal olarak kabul edilen GANJ nehrinin kıyısında ve binlerce yıl önce kurulmuş olmasıdır. ' Benares' olarak da bilinen şehir Hindu'larca Shiva'nın kenti  'KASHI' olarak başka bir ifade ile ' Işıldayan yer' adı ile anılır. Hindu felsefesine göre' ışık' önemli bir anlam taşır. Zira ışık, cehaletin karanlığını yok eden bilgeliğin simgesidir. Hindu inançlarına göre günah ve kötülük hep cehaletten kaynaklanır. Günah yalnız yıkanarak  ya da dua ederek silinemez, bu ancak  ışık yani bilgelikle mümkün olur. Bu nedenle, ışıldayan kent Varanasi,"sonsuz bilgeligin'' kenti olarak adlandırılır. Hinduların en büyük isteği; Ganj nehrine yakın  bir yerde ve özellikle Varanasi'de ölmek, böylece yaşam-ölüm  ve tekrar diriliş döngüsünü sona erdirmektir. Bu nedenle asırlardır insanlar Varanasi'ye ya ölüme yaklaştıklarını  hisettiklerinde gelir ya da öldükten sonra külleri yakınları tarafından Ganj'ın kutsal sularına  dökülmek üzere getirilirler.

Izzet Keribar

Varanasi  dünyanın en eski yerleşimlerinden biri olarak  bilinmektedir. Ganj nehri  Himalaya dağlarından doğarak, Bengal körfezinde denize dökülür. Hindular Ganj'ın cennetten  çıktığına ve insanların  suya girerek günahlarını yıkamak için yaratıldığına inanırlar.  Şehrin nehir kıyılarında bulunan ve Hacıların toplandığı basamaklar ' GAT ' olarak adlandırılıyor. Burada yılın her sabahı binlerce insan, erkek kadın ve çocuk, Gat'lara inerek güneşin doğduğu anı heyecanla beklerler. Şehrin neredeyse tamamı nehrin doğusunda bulunduğundan o saatte Gat'lardan güneşin doğuşu olağanüsü bir manzara yaratır.  Suya girmeden önce dünyevi  zenginlik ve sosyal konumun simgesi olarak algılanan giysilerini çıkarırlar ve basit bezlerle örtünürler. O anı bekleyen insanların ışığın doğuşu ile toplu olarak suya girmelerini görmek yaşam boyunca unutulamayacak manzaralardan birini oluşturur. Bunu bilen fotografçılar ve  turist grupları sabahın karanlık saatlerinde otellerinden çıkarlar ve bu görüntüleri yakalamak için güneş doğmadan Varanasi'nin tozlu  ve dumanlı yollarından geçerek sahilde  bekleyen sandallara binerler. Sandalların büyük bir bölümü  turistlerden  çok buraya toplu olarak gelen hacı gruplarını taşır. Ganj nehrinde kiralanan  bu sandallar genelde iki kişinin çektiği kürekle ilerler,  yanan gatlara odun taşıyan ve  çok büyük tekneler dışında bunlarda motor bulunmaz. 

Izzet Keribar

Ana GAT'ların kuzey yönünde YANAN GAT'lar olarak da adlandırılan ölülerin  yakıldığı gatlar bulunuyor. Burada  güneşin doğuşundan gecenin ilerleyen saatlerine kadar hiç durmaksızın ölüler yakılır. Etrafa yayılan yoğun bir duman ve koku hiç eksik olmaz. Ölüme  ve ölülere saygı nedeniyle burada fotograf çekmek yasaktır. Turistleri  ve fotoğrafçıları durdurmak mümkün değilse de, gördüğüm kadarıyla  herkes kurallara uyuyor.

Izzet Keribar

Gatlardan kuzeye doğru gidildiğinde  ilerde 'Yanan Gat'lara varıyorsunuz. Fotograf makinelerini gören bazı öncü çocuklar ( daha önce duymayanlar için ) yasağı hatırlatıyor ve  çekerken yakanlandığınız taktirde karakolluk olabileceğinizi size söylüyor. Ama herşeye rağmen çekmeyi 'çok isteyenlere' belirli miktarda çekilecek kareler için bir tür ' anlaşma ' yapılabileceğini  de ekliyorlar. Siz istediğiniz kadar ' Çekmeyeceğiz  ' diye direnin onlar sizi fotoğraf çektirmeye adeta zorluyor.Sonuç olarak, biz de bu oyuna geldik ve bunların elebaşısı bizi, yanan gatları gören tepede bulunan sete götürerek,  10 dolar karşılığında bize 5  kare çektirdi, deklanşör sesine alışık olduğundan pazarlık edilen miktar dışında hiçbir kare çekemedik.

Izzet Keribar

Gatlar yalnız sandallarla değil karadan da gezilebilir. Gerilerinde bulunan binalar çok eski.Ne yazık ki son yıllarda  burada da  genel mimari ile hiç uyuşmayan son derece çirkin yapıların ortaya çıktığını farkediyoruz.  Varanasi'yi 1985 yılında ilk kez ziyaret ettiğimde şehir çok daha temiz ve bakımlı, mimari olarak da uyumlu gelmişti bana. 

Izzet Keribar

Varanasi'nin çok büyük bir şehir olmadığını belirtmiştim ama, Hindistan'da ulaşım hep çok yavaş..  Trafiğin akışından, yolların kalabalık ve düzensiz olmasından mıdır, 30 km lik bir yol bir bir buçuk saat içinde zor katedilir.. Burada taksiler dışında özel arabalar pek yok, ulaşım 'RIKŞA' lar ya da Tayland'dan tanıdığımız 2 yolcu taşıyan arkası kapalı motosikletlerle yapılıyor. Rikşalar,bisiklete benzeyen, bir adamın pedal çevirerek yürüttüğü 3 tekerlekli araçlardır.  Bunlar hiçbir trafik kuralı tanımaz, aslında Hindistan'da tüm şoförler kaos içinde kullanmaya bayılırlar.. Bir araçla giderken  yolcular her an kaza olacakmış gibi heyecanlanır, son anda her nasılsa araçlar sert zigzaglar çizerek  karşıdan gelen araca çarpmaktan kurtulur, sonunda bir 'Oh' çekersiniz. Bu durum her an tekrarlanıp durur.

Izzet Keribar

Bizim  kaldığımız otel, bir mihracenin sahip olduğu bahçede bulunuyor. Özellikle Varanasi kentinde dışardakiler ve içerdekiler arasında farkın bu kadar büyük olduğu başka bir yer tanımıyorum. Dışarısı, kokuları, dumanı ve tozu ile , elektrik direkleriyle, her tarafı saran tel yoğunluğu ile inanılmaz  bir karmaşa içinde, oysa otel bahçesine girdiğinizde, sessiz, temiz ve bakımlı  bambaşka bir dünya  ile karşılaşıyorsunuz.

Izzet Keribar

Gatlara ya da eski şehrin dar sokaklarına ulaşmak için en kolay yol RIKŞA'lar.Taksicilerle burada anlaşmak zor. Bu araçlara binerken başta  insan gücüyle gidildiği için tedirgin oluyorsunuz, ancak sizi götüren rikşacı müşteri kaptığı için son derece mutlu, hatta dönüşünüzü saat belirleyerek ayarlamaya bile çalışıyor. Gatlara yaklaştıkça kalabalık artıyor, trafık daha da sıkışıyor,  bazen yarım saat sıkışıp bir yerde kalmak da olası... Küçük meydanlara yerleştirilen trafik polislerinin ne işe yaradığını,el kol hareketleriyle ne yapmak istediklerini anlamak zor.  Sonunda gatlara varıyorsunuz ve Rikşacı ile dönüş saatını belirledikten sonra Ganj'a doğru yürüyorsunuz. Gatlarda ilk göze çarpan şey uzun sıra halinde saglı sollu dilenci kafileleri.Genelde erkekler bir tarafta kadınlar karşı tarafta oluyor.  Ufak para hazırlayarak, teker teker herbirinin önlerindeki taslara sadaka atanlara rastladım. Ayrıca belirli saatlerde dilencilere yemek de dağıtılıyor

Izzet Keribar

Biz Varanasi'yi ve Ganj'ı gün doğarken görmeyi ümit ederken,  Gatlara vardığımız ilk günün sabahında yoğun bir sisten güneşi değil kendimizi bile zor görüyorduk. Herşeye rağmen fotoğraflarda güneşli olarak görmeye alıştığımız bir yeri bu kez bambaşka gizemli bir havada  görüntülemenin heyecanı vardı. Aslında sis bizi hiç terketmedi ve Varanasi'de kaldığımız 4 gün boyunca hava ya sisli ya da bulutlu oldu. Bu durumda sabahın erken saatlerinde üçer saatlik Ganj Turlarından sonra, Varanasi'nin dar ve labirente benzeyen, yere ayağınızı basmayı bile çekineceğiniz, inanılmaz bir terkedilmişlik arzeden, koca koca ineklerin serbest gezip sizi sıkıştırdığı, kötü kokuların hakim olduğu sokaklarına daldık. Hindistan'a gitmeye alışık olanlar belki bu tür tablolara aşina, ama ilk gidenler burada adeta bir şok geçirebilirler. Fotoğrafçılara gelince burası inanılmaz bir sahne.. Hani derler ya, 'Hindistan çok fotografik bir yer, vizörden bakmaya gerek yok makineni havada tut yeter', bu sokaklar  bu tarife uygun yerler... Sokaklarda bir de bakıyorsunuz ki  yeni boyanmış ufak bir tapınak,  duvarlar da okul ilanları, YOGA  kursu afişleri, tapınak önlerinde çiçekçiler,iki ellerini birleştirerek ve alınlarına dayayarak  dua edenler,satıcılar... Nereye bastığımız kimin umurunda, orası fotoğrafçılar için gerçekten de bir cennet.

Izzet Keribar

Yanan Gat'lara bu kez arka sokaklardan yaklaştığınızda, ilahiler söyleyen kalabalık eşliğinde arkası kesilmeyen  bir ölü taşıma trafiği var.. Bunlar aşağı yakılmaya doğru giden  yaldızlı bezlere sarılı ölüler.. Yol boyunca ufak çay evleri ve lokantalar, en aşağıda da oduncular var...

Izzet Keribar

Varanasi yanlız arınmaya gidenlerin kenti  değil... Hindistan'da 3 üniversitesi olan yegane yer burası.. Ipekçiliğin en mükemmel olduğu, en güzel ipeklerin dokunduğu ve en güzel sarı kumaşlarının  üretildiği bir kenttir Varanasi. Ilginçtir  ipek tezgahlarının büyük çoğunluğu hindularda değil de müslüman mahallesinde bulunuyor.. Yüzyıllardan beri süre gelen tekniklerle bu meslek nesilden nesile öğretiliyor.

Izzet Keribar

Varanasi gerçek bir turist merkezi olmadığı halde buranın mistik havasını solumaya gelen yabancılar bir hayli çok.. Hindu dinini benimseyen ve gatlarda, tapınaklarda yerlilerle beraber dua edip ayinlere katılan  onlar gibi giyinen ya da sakal bırakan yabancılar görmek hiç de şaşırtıcı değil.

Bizler belki onlarla dua etmedik, ama diğerlerinin girmeye bile cesaret edemeyecekleri sokaklara  kaybolmayı göze alarak daldık. Hindistan ve özellikle Varanasi güvenli bir yer, gerçekten de tüm seyahat boyunca bizi kimse rahatsız etmedi, Fotograf çekerken çocukların  görüntüye girme çabalarını önleme gayreti dışında sıkıntı çekmedik.

Izzet Keribar

Öyle inanıyorum ki  yoksulluğun getirdiği tüm olumsuzluklara rağmen,kültürel ve tarihi zenginliği ile Varanasi ,gezilerimin  içinde en fazla iz bırakan yer olarak kalmaya devam edecektır.


 
Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.28
Toplam Oy: 7


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü